Açık bilim ve bilgiye açık erişim, üniversitelerin toplumsal sorumluluğu ile bilimsel ilerlemenin sürdürülebilirliği arasında giderek daha kritik bir başlık haline gelmiştir.
Mehmet Göktürk
Bilgi, insanlık tarihinde uzun yıllar belirli grupların ve ülkelerin elinde, sınıfsal bir değer olarak varlığını sürdürmüştür. Yüzyıllar boyunca el yazmaları ve usta-çırak ilişkisiyle aktarılan bilgi, matbaanın yaygınlaşmasıyla daha geniş kitlelere ulaşmıştır. 1600’lü yıllarda ilk bilimsel dergilerin (örneğin Transactions of the Royal Society) yayımlanmaya başlamasıyla üretilen bilginin aynı alanda çalışan bilim insanları tarafından okunması, değerlendirilmesi ve yeniden test edilmesi mümkün hale gelmiştir. Bu nedenle matbaanın ve bilginin kopyalanarak dağıtılmasının bilimsel gelişime katkısı inkâr edilemez.
Erken dönemde vakıflar, şahıslar, devletler ve çeşitli gruplar tarafından organize edilen bilimsel faaliyetler, 20. yüzyıldan itibaren mali karşılığı olan bir anlam kazanmıştır. Bazı faaliyetler ticari gerekçelerle tamamen kapalı yürütülürken, bazıları ise abonelikle erişilebilen ücretli dergiler ve yayınlar üzerinden bilim dünyasına aktarılmıştır. Patentler ticari hakları korurken, bilimsel yayınlarda da tanınmış dergilerde önce yayımlanan çalışmaların bilimsel önceliği kayıt altına alınmıştır. Bilimsel çalışmalar endüstride uygulama alanı buldukça değerleri artmış; buna paralel olarak ileri düzey araştırmalar için gereken mali kaynaklar da büyümüştür.
Bilimsel çalışmaların yürütülmesi ve yayımlanması önemli bir maliyet doğursa da, bilimin insanlık adına yapılması yaklaşımında toplumsal net kazancın pozitif olduğu görülür. Bu nedenle temel araştırmaların çoğunlukla devletler tarafından desteklendiği bilinmektedir. Üniversiteler, özellikle devlet üniversiteleri, bir ülkenin bilimsel gelişiminde anahtar rol üstlenir. Kısa vadeli ticari ya da siyasi kaygıların gelir baskısı olmaksızın, bilimsel ilerlemeyi temel amaç olarak görürler. Elde edilen bilgi, nihayetinde tüm topluma aittir.
Öte yandan dünyada gelişmiş, gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkeler vardır. Bu ülkelerde üretilen bilimsel bilginin ekonomik ve beşerî yarara dönüştürülebilmesi için mekanizmalara ihtiyaç duyulmaktadır. Bu mekanizmalar mevcut olmadığında, bilimsel ilerlemeyi ekonomik ve toplumsal ilerlemeye dönüştürmek güçleşmektedir.
Gebze Teknik Üniversitesi (GTÜ), bu perspektifte, ülkede eksikliği büyük ölçüde hissedilen “bilginin beşerî ve ekonomik kazanca dönüştürülmesi” hedefi açısından stratejik bir rol üstlenmektedir. Bilginin ulusal sanayi kuruluşları tarafından yaygın ve kolay erişilebilir kılınması; bu süreçlerin destek ve ortak proje mekanizmalarıyla sürdürülebilir hale getirilmesi; bunun sonucunda daha fazla bilimsel çalışmanın tetiklenmesi temel hedefler arasındadır.
Bilgiye açık erişim bu bağlamda büyük önem taşımaktadır. Açık erişim, aşağıdaki boyutlarda ele alınabilir:
Açık bilimsel dergi erişimi Açık ders kaynakları, materyalleri ve dersler Açık laboratuvarlar Açık kampüs
Bilimsel çalışmaların yayımlanması amacıyla profesyonel dergiler uzun yıllardır faaliyet göstermektedir. Ancak son dönemde bilimsel dergiciliğin ticari boyut kazandığı; bazı dergilerde makale yayımlamak için araştırmacılardan ücret talep edildiği görülmektedir. Buna paralel olarak dergi abonelik bedellerinin de yükseldiği; ülkemizde ULAKBİM aracılığıyla her yıl milyonlarca liranın sürekli yayın aboneliklerine harcandığı bilinmektedir. Bu aboneliklerden yazarların ücret almadığı dikkate alındığında, dergi ücretlerinin operasyonel giderleri karşıladığı anlaşılmaktadır.
Bilim insanlarının “atıf indeksi” ya da “h-indeksi” gibi göstergelerde daha görünür olabilmeleri için çalışmalarının okunması ve atıf alması gerekir. Bu durum, yayınların daha erişilebilir mecralarda yer almasını; özellikle yaygın arama motorlarınca indekslenebilen dergilere veya web tabanlı platformlara taşınmasını teşvik etmektedir. Açık erişimli dergiler, yayınlara herkesin ücretsiz erişimini sağlarken, aynı zamanda çalışmaların daha fazla okunmasına ve atıf almasına; doğruların geliştirilmesi ve olası yanlışların daha hızlı ortaya çıkarılmasına katkı verir. Bu modelde operasyonel giderler çoğu zaman yazardan talep edilmektedir. Burada üniversitelerin ve kamunun görevi; açık erişim dergileri ve diğer bilimsel kaynakların operasyonel maliyetlerini belirli ölçüde karşılamak, nitelikli yayınların bilimsel akreditasyonu için gerekli zemini hazırlamak ve üretilen bilginin sanayi ile toplum tarafından kullanılabileceği ortamı kurmaktır.
GTÜ, ULAKBİM bünyesinde kurulmuş ve uluslararası erişilebilir DergiPark sistemi aracılığıyla üretilen çalışmaların bir bölümünün bilim dünyası tarafından daha kolay erişilebilir hale gelmesini desteklemekte ve teşvik etmektedir.
Açık ders materyalleri ise özellikle uzman sayısının sınırlı olduğu alanlarda ülke açısından önemli bir ihtiyaçtır. Tıp, hukuk ya da malzeme, nanoteknoloji, siber güvenlik gibi alanlarda uzman sayısı az iken bu uzmanların vereceği derslere ihtiyaç duyan çok sayıda öğrenci bulunmaktadır. Örgün öğretimle tüm bu talebi karşılamak mümkün değildir; ayrıca uzmanların verimli biçimde görev yapabilecekleri süre de sınırlıdır. Bu nedenle derslerin açık erişimli videolara alınması, uzaktan eğitim ve video hizmetleri aracılığıyla kalıcı olarak ülke içi ve dışındaki öğrencilerin kullanımına sunulması yararlı olacaktır. Özellikle emekliliğe yaklaşan, nitelikli ve deneyimli öğretim üyelerinin derslerinin açık erişime açılması; bilginin yaygınlaştırılması ve bu birikimin kalıcı hale getirilmesi bakımından önem taşır.
GTÜ, 2006 yılında www.acikders.org.tr adlı TÜBA projesinin yürütülmesinde yer almış; ayrıca ders materyallerini, ders videolarını ve seminer içeriklerini çevrim içi olarak öğrencilerin ve diğer kullanıcıların erişimine sunmaktadır. Modern yaklaşımda öğretim üyelerinin sınıfta “saklayacağı” bir gizli bilgi yoktur; bilginin paylaştıkça çoğalacağı, doğrulanacağı ve kalitesinin artacağı unutulmamalıdır. Bu paylaşım, Creative Commons lisanslama modeliyle (açık kaynak yazılım modeline benzer biçimde) yapıldığında, kaynak gösterilmesi şartıyla içerikler yeniden kullanılabilir ve geliştirilebilir.
Açık laboratuvarlar ve açık kampüs yaklaşımı da GTÜ’nün bölgede üstlendiği rolü pekiştirmektedir. Kampüse ziyaretçi araştırmacı kabul edilebilmekte; gerekli yeterlilikler sağlandığında laboratuvarlardan yararlanılabilmektedir. Kampüs, çevre halkı ve farklı şehirlerden gelen araştırmacılar tarafından kullanılabilmekte; sanayiciler ziyaret edebilmekte; gerekli izinler alındıktan sonra derslere katılım mümkün olabilmektedir. Bu sayede ülkede eksikliği hissedilen “bilimin ekonomiye ve beşeriyete katkı sağlaması” sorununa belirli ölçüde çözüm üretilebileceği değerlendirilmektedir.
Türkiye’nin açık bilim yol haritasında, kalite düşürülmeden açık erişim makale sistemlerinin YÖK, üniversiteler, ULAKBİM, TBV, Sanayi Bakanlığı gibi kurumlar tarafından desteklenmesi ve akreditasyon süreçlerinin dikkatle izlenmesi gerekmektedir. Açık erişim dergiler içinde kâr amaçlı ve sorunlu uygulamalar ciddi riskler doğurabilmektedir; bu tür dergiler https://doaj.org adresinde listelenmektedir. Ülkemizin bu konuda olumsuz bir tanıtıma sahip olması ayrıca dikkat gerektirir. Akreditasyon süreçlerinin güçlendirilmesi, predatör dergiciliğin engellenmesi ve “dilimleme” (bir çalışmayı bölerek ayrı yayınlar gibi sunma) gibi etik sorunların ciddiyetle ele alınması uygun olacaktır. Rektörlükler ve YÖK açısından önemli bir görev de yayın sayısı hedeflerini tutturma baskısı nedeniyle öğretim üyelerinin predatör dergi ve kongrelere yönelmek zorunda bırakılmaması; kara listelerde olan dergi ve kongrelere katılımın denetlenmesidir.
Açık erişimli dergilerin Türkçe olmasına kısmen özen gösterilmesi, bilginin ulusal perspektifte işlenmesine ve üretilen bilginin yurt içi ekosisteminde büyümesine katkı sağlayabilir. Üretilen bilginin Çin gibi ülkelerde hızla endüstriyel ürüne dönüşebilmesi ihtimali dikkate alındığında, Türkçe yayınların ürünleşmenin ülke içinde kalmasına kısmen destek olabileceği düşünülmektedir. Bu nedenle Türkçe yayınların desteklenmesi; hem bilimsel gelişimin ve eğitimin anadilde yürütülmesi açısından avantaj sağlayacak, hem de kritik bilgilerin yurt dışında daha kolay özümsenmesini bir ölçüde zorlaştıracaktır. Patentle korunması mümkün olmayan bazı çalışmaların yayımlanmaması ya da ulusal platformlarda yayımlanması, teknolojinin kısmen korunmasına yardımcı olabilir. Bu yaklaşımın yoğun bir patent desteğiyle tamamlanması; bilimsel çalışmaların fikrî mülkiyet haklarına transferini kolaylaştıracaktır.
Açık erişim ve açık bilim, ancak ülke ekonomisine ve beşeriyete katkı sağlayacak mekanizmalarla desteklenip denetlendiğinde daha yararlı sonuçlar doğuracaktır. Aksi halde yapılan çalışmaların ülke açısından önemi azalırken, dünya ölçeğinde yine de olumlu etki üretmesi beklenebilir. GTÜ, bu alanda ülkenin uzun vadeli ihtiyaçlarına yönelik stratejik analizler yapmayı sürdürmektedir.