Türk finansal piyasaları, yatırımcı güvenindeki yenilenmenin başlıca kazananı olarak Borsa İstanbul BIST 100 endeksinin öne çıktığı, belirgin yükselişlerle dolu bir haftayı geride bıraktı. Cuma kapanışı itibarıyla gösterge BIST 100 endeksi haftayı yüzde 4,29’luk güçlü bir artışla 15.062,65 puanda tamamladı. Bu dönemde işlem seyri yüksek oynaklıkla dikkat çekti; endeks 14.321,03 puanda taban bulduktan sonra 15.167,10 puanla seans zirvesini gördü. Bu yukarı yönlü ivme, son ekonomik politika ayarlamalarının ardından yerli yatırımcıların yurtiçi hisse senetlerine sermaye ayırma iştahının belirgin biçimde arttığına işaret ediyor. Daha geniş piyasa ekosistemi de bu iyimserliği yansıttı; sektörel endekslerin tamamı genel değerlenme eğilimine eşlik ederek hareketin münferit değil, sistemik bir ralli olduğunu düşündürdü.

Sektörel performansa daha yakından bakıldığında, en yoğun alım baskısının nerede toplandığı netleşiyor. Ana sektörler arasında yükselişe Sanayi Endeksi liderlik etti; yüzde 5,78 artışla 19.259,05 puana çıktı. Bu güçlü ayrışma, yakın dönemde devreye alınan devlet destek mekanizmalarının da etkisiyle, imalat ve ihracat odaklı ekonomik segmentlere yönelik temel güvenin arttığını gösterdiği için özellikle dikkat çekici. Mali Endeks de kayda değer bir performans sergileyerek yüzde 3,22 yükselişle 20.424,11 puana ulaştı; bu da bankacılık ve finansal hizmetlerin daha elverişli likidite ortamından faydalandığına işaret ediyor. Teknoloji Endeksi ise yüzde 4,27 artarak 51.691,80 puana yükseldi; yerel borsadaki dijital dönüşüm hattında büyüme odaklı varlıklara yönelik iştahın sürdüğünü ortaya koydu. Hizmetler Endeksi de yüzde 4,13’lük yükselişle 13.367,46 puana çıkarak, yerli piyasa oyuncuları arasında risk iştahının belirgin biçimde geri döndüğü bir haftayı tamamladı.

Kıymetli metaller cephesinde hafta, küresel belirsizlik dönemlerinde geleneksel bir sığınak olan altın yatırımcıları için kayda değer bir değer birikimiyle kapandı. Yirmi dört ayar külçe altının gram fiyatı yüzde 3,19 artarak, olası kur dalgalanmaları ve dış kaynaklı ekonomik şoklara karşı süren korunma eğilimini yansıttı. Benzer şekilde Cumhuriyet Altını’nın satış fiyatı yüzde 3,17 yükselirken, Çeyrek Altın da külçe segmentiyle aynı eğilimi izleyerek yüzde 3,19 değer kazandı. Farklı altın ürünlerinde görülen bu eş zamanlı hareket, talebin spekülatif olmaktan çok geniş tabanlı olduğuna işaret ediyor. Yatırımcılar, sermaye kazancı arayışının yanında varlık korumasını da önceliklendirmiş görünüyor; altını, uluslararası piyasalardan gelen jeopolitik ve para politikası sinyallerinin belirginleştiği bu dönemde çeşitlendirilmiş portföyün kritik bir bileşeni olarak konumlandırıyor.

Döviz piyasalarında da hareket izlendi, ancak değerlenme hisse ve altındaki hızlı yükselişe kıyasla daha sınırlı kaldı. ABD Doları haftayı yüzde 0,40 artışla tamamlarken, Euro yüzde 1,15 güçlendi. Yabancı para birimlerindeki bu ölçülü yükseliş, yerel hisselerdeki güçlü duyarlılık artışıyla keskin bir tezat oluşturuyor; bu da yurtiçi rallinin, Türk Lirası’nda topyekûn bir değer kaybından ziyade iç ekonomik dinamikler ve politika beklentileri tarafından beslendiğini düşündürüyor. Kur tarafındaki görece istikrar, hisse piyasasındaki sıçramaya dengeleyici bir zemin sağladı; yatırımcıların, kur erozyonunun portföy getirilerini aşındırdığı sürekli baskı olmaksızın hisse seçimi ve sektör rotasyonuna odaklanmasına imkân verdi. Bu ayrışma, döviz kuru oynaklığından bağımsız, sağlıklı bir iç varlık talebine işaret ediyor.

Bu piyasa hareketliliğinin arka planında, yatırımcı iyimserliğini muhtemelen besleyen bir dizi önemli yurtiçi politika gelişmesi ve açıklama yer aldı. İdari alanda, üst düzey ekonomik atamalara ilişkin haberler gündeme geldi; özellikle İstatistik Kurumu başkanının görevden alınması, ekonomik verilerin nasıl raporlanıp analiz edileceğine dair olası değişimlerin sinyalini verdi. Ayrıca hükümet, savunma sanayine yönelik mali desteği artırarak yardım üst limitini 30 milyon TL’ye yükseltti; bu adım, borsadaki yükselişe öncülük eden sanayi sektörünü doğrudan destekliyor. Bunun yanında turizm sektörü kurumlar vergisinde indirim talebini resmen iletti; böyle bir politika değişikliği, seyahat bağlantılı işletmelerin kârlılığını belirgin biçimde etkileyerek hisse değerlemelerini destekleyebilir. Bu mali müdahalelere, piyasa özelinde gelişmeler de eşlik etti; örneğin CVKMD hisseleri yüzde 9,51 sıçrayarak 40,76 TL’ye çıktı ve şirket bazlı olayların tekil varlık performansını yönlendirmeyi sürdürdüğünü gösterdi.

Küresel cephede ise, genel olarak canlı seyreden yerel piyasaların üzerine temkin katmanı ekleyen dış riskler haftanın tekrar eden temalarındandı. Yakın tarihli bir Fed raporu, jeopolitik riskler ve olası petrol şoklarına ilişkin artan kaygıların altını çizdi; bu unsurlar, yurtiçi performanstan bağımsız biçimde yatırımcı duyarlılığını etkilemeyi sürdürüyor. Siyasi gelişmeler de anlatının şekillenmesinde rol oynadı; Rusya ile Ukrayna arasında üç günlük bir ateşkes olduğuna dair iddiaların dolaşıma girdiği bildirildi. Bu tür jeopolitik başlıklar normalde oynaklık yaratabilse de, yerel piyasa tepkisi yatırımcıların yurtiçi ekonomik temelleri anlık uluslararası çatışmalardan giderek daha fazla ayrıştırdığını düşündürüyor. İlaç sektöründe de hareketlilik vardı; şirketler hantavirüse yönelik aşı araştırmalarını başlatırken, motorin ve benzin fiyat ayarlamalarının gündemde olduğu belirtildi. Tüm bu unsurlar birlikte, yurtiçi reform ve uluslararası belirsizliğin iç içe geçtiği karmaşık bir zeminde ilerleyen, ancak nihayetinde iç büyüme dinamikleri ve politika desteğiyle güç bulan bir piyasa tablosu ortaya koyuyor.